15.11.2011-13:47
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Milli Eğitim Bakanlığının 2012 yılı bütçesi üzerinde görüşmeler başladı. Komisyonda, Bakanlığın yanı sıra ÖSYM, YÖK ve üniversitelerin bütçeleri de görüşüldü. Bakan Dinçer, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesini sundu.



Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Bakanlığının 2012 yılı bütçesinin sunumunda, Van depreminin ardından eğitim alanında yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi. Komisyon, depremde hayatını kaybeden öğretmenlerin anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulundu.

Van'da bin 18 okulun bulunduğunu, depremin yaşandığı Van merkez, Muradiye ve Erciş'te ise 459 okulun olduğunu bildiren Bakan Dinçer, her iki depremden sonra yapılan incelemelerde 22 okulun kullanılamayacak hale geldiğini belirtti. Bakan Dinçer, bu okullardan birinin tamamen yıkıldığını, 21'inin ağır hasırlı olduğunu ifade ederek, öğrencilerin hayatlarını, sağlıklarını riske etmemek için ağır hasarlı okullarda eğitim yapmamaya karar verdiklerini söyledi. Bakan Dinçer, depremden sonra, eğitimin yapıldığı okullar, öğrenciler ve öğretmenler olmak üzere 3 ayrı alanda önlem aldıklarını vurguladı. Bütün okulların, uzmanlar tarafından tek tek incelendiğini, hangilerinde eğitim yapılıp yapılmayacağının tespit edildiğini dile getiren Bakan Dinçer, bu tespitlerin sadece sözlü değil, yazılı olarak da gerçekleştirildiğini bildirdi. Bakan Dinçer, 459 okul içinde şu ana kadar görebildikleri kadarıyla 155 okulda hafif hasarın bulunduğunu belirterek, bunların tamamının gözden geçirilmesi ve eğitime hazır hale getirilmesi için her türlü önlemi aldıklarını, ihaleleri yaptıklarını, bunların işlemlerine başladıklarını, büyük ihtimalle 5 Aralık'a kadar hazır hale getireceklerini bildirdi. 22 okuldaki öğrencileri en yakın yerlere dağıttıklarını, taşımalı sistemle o okullarda eğitimi dönem sonuna kadar yapacaklarını ifade eden Bakan Dinçer, çadır kentler, konteynerlere yakın yerlerde de prefabrik okullar yaparak, fiziki kapasitelerini artıracaklarını kaydetti. Bakan Dinçer, bunları da en kısa zamanda tamamlayarak, hizmete sunacaklarını vurguladı. Bakan Dinçer, bu okulların dışında, hayırseverlerden 27 okul taahhüdünde bulunulduğunu, ayrıca yurt taahhütlerinin de olduğunu ifade ederek, gerekli tespitlerin yapıldığını, ilgili kişilerle irtibat kurulduğunu, hızlı şekilde bu taahhütlerin yerine getirilmesine yönelik takiplerinin devam ettiğini anlattı.

Her Türlü Önlemi Almaya Çabalıyoruz

Deprem bölgesinde eğitimine devam etmek isteyen öğrenciler için her türlü önlemi almaya çabaladıklarını dile getiren Bakan Dinçer, eğitim yapılamayacak 22 okuldaki öğrencilerin, en yakın yerlerdeki sağlam okullara kaydırıldığını söyledi.

Başka illere gitmek isteyen ailelerin çocuklarının eğitimlerinin aksatılmamasına yönelik önlemleri de aldıklarını ifade eden Bakan Dinçer, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Göç eden aileler, ister kalıcı ister geçici göç etsinler, gittikleri yerde çocuklarını en yakın yerdeki okula kaydettiriyor. Şayet sınavla kayıt yapmayan bir okulsa zaten sorun yok. Gittikleri yerde adrese dayalı kayıt sistemindeki şartlar aranmaksızın o öğrencilerimizin oraya ister misafir ister kalıcı olarak kayıt ve nakillerinin yapılmasıyla ilgili gerekli önlemleri aldık. Eğer sınavla öğrenci kaydı yapan kurumlarsa, iki tür önlem aldık. Sınavla kayıt yapan okullarda, göç eden ailelerin çocukları, gittikleri okullara puan ve şartları tutuyorsa kontenjan sınırı aranmaksızın kayıtları yapılacak. Nakil şartlarını taşımıyorsa, puanları yeterli değilse, haziran sonuna kadar misafir öğrenci olarak kayıtları yapılacak. Şartlar hazır olduğunda kendi okullarına dönecek.''

TOKİ'den 48 Konut

Bakan Dinçer, deprem bölgesindeki öğretmenlere yönelik yapılan çalışmalar hakkında da bilgi verdi. Bakan Dinçer, ''Yaklaşık 75 öğretmenimizi kaybettik. Onların derin bir acısı oldu içimizde. Hatıralarını yaşatmak için gerekli önlemleri alıyoruz. En az onun kadar önemlisi mevcut öğretmenlerimizin orada sağlıklı şekilde eğitim hizmetlerine devam edebilmelerini sağlayacak önlemleri almak. Öğretmenlerimizin eğitim için kalabilecekleri yerlerin sağlanmasına yönelik çalışmaları yoğun şekilde yürütüyoruz'' diye konuştu.

Van merkezde, TOKİ'den yeni yapılan 48 konut devraldıklarını, buraya öğretmenlerin yerleşmesi için hazırlıkları yürüttüklerini bildiren Bakan Dinçer, Erciş merkezde bitmek üzere olan öğrenci pansiyonunu, öğretmenlerin kullanabileceği şekle dönüştürdüklerini belirtti. Bakan Dinçer, yaklaşık 200 yataklı bu yerin öğretmenlere yönelik pansiyon olarak kullanılacağını, bunun iç donanımlarını tamamladıklarını, hemen hemen bitmek üzere olduğunu bildirdi. Bakan Dinçer, sözlerini şöyle tamamladı: ''Tek katlı anaokullarda, birer sınıfı boşaltarak özellikle, bekar, kız öğretmelerimiz için anaokullarındaki banyo, tuvalet, mutfak imkanı olan birer odayı öğretmenlerimize ayırıyoruz. Buradan da önemli bir kapasite yaratmış oluyoruz.

TOKİ, öğretmenlerimize, nispeten diğerlerinden daha konforlu olacağını düşündüğümüz konteynerler hazırlıyor. En az 200 civarında konteyneri bu maksatla 5 Aralıka kadar hazır edecekler. Şu ana kadar 100'e yakın konteyner için hazırlık tamamlandı. Yaklaşık bin ile bin 500 öğretmenimizin konaklayabileceği bir potansiyeli şimdiden hazır etmiş görünüyoruz. Başka bir aksilik çıkmazsa, her türlü önlemin alındığı şekilde, 5 Aralıkta eğitimi yapmak üzere planlarımızı uygulamaya koyduk.''

Bakan Dinçer, bir ülkenin yaşam kalitesi, gelir dağılımı, yoksulluk, suç ve terörle ilgili sorunları varsa, eğitimle ilgili de sorunlarının olduğunu ifade etti. Bakan Dinçer, Türkiye'nin bilimsel, teknolojik ve ekonomik alanda olduğu kadar, insani değerler bağlamında da gelişmesini sağlayacak en önemli unsurun eğitim olduğunu söyledi. Bakan Dinçer, temel hedeflerinin nitelikli ve donanımlı bireylerin yetiştirilmesine uygun eğitim imkanlarının ve ortamlarının zenginleştirilmesi, yaygınlaştırılması ve her vatandaşa ulaştırılması olduğunu ifade etti. Bakan Dinçer, eğitimin yaygınlığı yanında, kalitesinin de artırılmasının bundan sonraki süreçte en öncelikli gündem maddeleri olacağını belirtti.

Bakan Dinçer, 2003'den 2011'e kadar toplam 1 milyar 329 milyon 658 bin 51 ücretsiz ders kitabı dağıtıldığını, 2 milyar 279 milyon 789 bin 767 lira ödeme yapıldığını ifade ederek, ''Anayasada hükmünü bulan her vatandaşımız için zorunlu olan ilköğretimde, gerek erişim gerekse fırsat ve imkan eşitliğini sağlamaya yönelik çalışmalar yapılmış ve yapılmaya devam edilecektir'' dedi. 2010 sonuna kadar 747 adet ilköğretim ve ortaöğretim pansiyon binasının açıldığını vurgulayan Bakan Dinçer, 2003'den bugüne kadar 169 bin dersliğin yapımının tamamlandığını belirtti.

Bakan Dinçer, Aralık 2008 itibariyle zorunlu eğitim çağında olup ilköğretime devam etmeyen çocuk sayısını 326 binden, Eylül 2011 itibariyle 52 bin 838'e düşürdüklerini kaydetti.

Kapalı Köy Okullarının Anaokullarına Dönüştürülmesi

Hükümetlerinin en temel önceliklerinden olan okul öncesi eğitimde 2002'de yüzde 11 olan okullaşma oranının, 2010-2011 eğitim ve öğretim yılında 48-72 aylık dönemde yüzde 43'e, 60-72 aylık dönemde ise yüzde 67'ye yükseltildiğini vurgulayan Bakan Dinçer, 2013'te yüzde 100'e çıkararak, 5 yaş ile zorunlu hale getirmeyi planladıklarını söyledi. Bakan Dinçer, 21 Ekim 2011 tarihi itibariyle bin 692 bağımsız anaokulu sayısına ulaşıldığına işaret ederek, ''Ana sınıflarında ikili eğitime geçilmesine ilişkin düzenleme yapılarak daha fazla çocuğun bu eğitimden yararlanması ve kapalı olan köy okullarının da anaokullarına dönüştürülmesine ilişkin çalışmalar devam etmektedir'' dedi.

İlköğretimdeki Okullaşma Oranı

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, ilköğretimde net okullaşma oranının 2002'de yüzde 90,98 olduğunu, 2010-20 eğitim ve öğretim yılında yüzde 98,41'e yükseltildiğini belirtti. Bakan Dinçer, ortaöğretimde, cinsiyet ve bölgesel farklılıkları giderici biçimde okullaşma oranını, gelişmiş ülkeler düzeyine çıkarmayı, öğrencileri esnek bir yapı içinde, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda, ortak bir genel kültür verilerek üst öğrenime ve geleceğe hazırlamayı amaçlamadıklarını anlattı. Stratejik Planda yer alan hedeflerden birinin, ortaöğretimde plan dönemi sonuna kadar yatay ve dikey geçişlere imkan veren, etkin bir rehberlik ve yönlendirme hizmetini içeren esnek bir yapıya geçmek olduğunu dile getiren Bakan Dinçer, ''Bu hedef kapsamında okul türü yerine program türünü esas alan yatay ve dikey geçişlere imkan veren bir modele geçiş yapılması için gerekli alt yapının hazırlanmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir'' diye konuştu. Bakan Dinçer, genel ortaöğretimde 2002-2003 eğitim ve öğretim yılında derslik başına düşen öğrenci sayısının 34 olduğunu, 2010-2011 eğitim ve öğretim yılında 3'e düştüğünü vurgulayarak, 2002'de yüzde 50,57 olan ortaöğretimde net okullaşma oranının 2010-2011 eğitim ve öğretim yılında yüzde 69,33'e yükseltildiğini vurguladı.

Bakan Dinçer, 2001-2002 eğitim ve öğretim yılı itibarıyla mesleki ve teknik ortaöğretimin, ortaöğretim içerisindeki payı (açık öğretim öğrencileri hariç) yüzde 28,9 iken 2010-2011 eğitim ve öğretim yılında yüzde 46,34'e yükseltildiğini belirtti.

Özel Öğretim Kurumlarının Eğitimdeki Payı

Bakan Dinçer, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bakanlığımız Stratejik Planında toplumun değişen ve çeşitlenen eğitim taleplerinin karşılanması, eğitim sistemimizin daha da gelişmesi, özel öğretimin eğitim sistemi içerisindeki payının artırılması, özel sektörün finansal gücünün eğitim yatırımlarına dönüştürülmesi amaçlanmaktadır. Hükümet olarak da bu yönde özendirici tedbir ve teşvikler sağlanmaya devam edilecektir. Bakanlığımız Stratejik Planında, 2014 yılı sonuna kadar özel sektörün finansal gücünden faydalanmak üzere özel öğretim kurumlarının eğitim sistemi içindeki payının okul sayısına göre yüzde 9'a, öğrenci sayısına göre de yüzde 5'e çıkarılması hedeflenmektedir. 2010-2011 eğitim ve öğretim yılı itibariyle özel öğretim kurumların örgün öğretim kurumları içindeki payı, öğrenci sayısına göre açık öğretim dahil yüzde 2,95, açık öğretim hariç yüzde 3,18, okul sayısına göre ise yüzde 9,4 dür.''

84 Yükseköğretim Biriminin Kurulması

Bakan Dinçer, yükseköğretim alanında yapılan çalışmalar hakkında da bilgi verdi. Muasır medeniyet seviyesini yakalamak ve ülkeyi modern dünyaya entegre etmenin, üniversiteyle başladığına işaret eden Bakan Dinçer, gelecek için en çok odaklanmaları gereken konunun, üniversite eğitiminde kalitenin evrensel ölçülere ulaşmasını sağlamak olduğunu vurguladı. Dünyanın hızla değişiyor ve dönüşüyor olmasının, üniversitelere de yeni görev ve sorumluluklar yüklediğine dikkati çeken Bakan Dinçer, şunları kaydetti: ''Uluslararası bilim, teknik ve sanat birikiminden daha fazla yararlanarak ülkemizde bilim-teknoloji-sanat üretme ve kullanma düzeyini artırmak için yurt dışına daha fazla öğrenci göndermek, yükseköğretim kurumlarını ilgili tarafların katkılarıyla, ülke ekonomisinin ve sosyal yapısının ihtiyaç duyacağı alanlarda ihtisaslaştıracak bölgesel işbirlikleri aracılığıyla Türkiye'yi bilimsel çalışmaların merkezi yapmak istiyoruz. Amacımız hem yükseköğretime olan talebi karşılamak hem de bilginin ve teknolojinin üretildiği, paylaşıldığı üniversiteler aracılığıyla dünya ile rekabet edebilen gençler yetiştirmektir.

2002 yılında 53 devlet, 23 vakıf olmak üzere üniversite sayısı 76 iken 2003-2011 yılları arasında 50'si devlet, 39'u vakıf üniversitesi olmak üzere 89 yeni üniversitenin kurulması ile toplam üniversite sayısı 103 devlet, 62 vakıf olmak üzere 165'e ulaşmıştır. Kuruluş aşamasında olan Türk-İtalyan Üniversitesi dahil halen üniversitelerimiz bünyesinde 50 fakülte, 20 yüksekokul ve 14 enstitü olmak üzere toplam 84 yükseköğretim biriminin kurulması ile ilgili iş ve işlemler devam etmektedir. 16 Ağustos 2011 tarihi itibari ile Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı 81 il ve 117 ilçedeki 289 yurtta, 103 bin 639 erkek, 153 bin 536 kız olmak üzere toplam 257 bin 175 öğrenci barınmaktadır.'' Bakan Dinçer, çağdaş eğitim yönetimi açısından sadece günün değil geleceğin de öngörülebilen şartlarına göre bakanlığının kuruluş amacına ve toplumun beklediği işlevine uygun bir bakanlık merkez teşkilatı yapısının oluşturulmasının zorunluluk haline geldiğini söyledi.

Öğretmen Alımı

2003-2011 yılları arasında 300 bin 924 öğretmen alımı yaptıklarını bildiren Bakan Dinçer, 2003'te 22 bin 814, 2004'te 19 bin 29, 2005'te 20 bin 777 öğretmen alımı yapıldığını söyledi. ''Öğretmen alınmıyor'' diye eleştirilerin geldiği dönemde en fazla öğretmen alımının yapıldığını dile getiren Bakan Dinçer, ''En çok öğretmen alındığı yıllar 2010 ve 2011 olmuştur. Benden önceki bakanın gayretleriyle aslında bu gerçekleşti. 2010'da belki de geçtiğimiz bütün yıllarda karşılaştırılmayacak kadar öğretmen alındı, 2010'da 40 bin öğretmen, 2011'de 40 bin öğretmen alındı'' dedi.

Öğretmen Olarak Atama Bekleyen Çocuklarımızın Suçu Yok, Sistemik Bir Sorundur

Bakan Dinçer, öğretmen olarak atama bekleyenlerin bir suçunun bulunmadığını, bunun ''sistemik'' bir sorun olduğunu ifade ederek, ''Dışarıda 264 bin öğretmenin beklediğini hesap ediyorsanız, kendinizi Milli Eğitim Bakanı'nın yerine koyun, o çocukların sorunlarına cevap üretmeye çalışın lütfen'' dedi.

Bakan Dinçer, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda bakanlığının bütçesi üzerinde, atama bekleyen öğretmenlere ilişkin soruları yanıtladı. KPSS sonuçlarına göre, 264 bin 277 mezunun öğretmenlik beklediğini bildiren Bakan Dinçer, her yıl sadece eğitim fakültelerinden mezun olup, öğretmen olmayı bekleyen öğrenci sayısının ise 33 bin 783 olduğunu kaydetti. Bakan Dinçer, fen-edebiyat fakülteleri mezunları, mesleki teknik eğitimden sonra pedagojik formasyon eğitim hakkına sahip olanların da dahil edilmesi halinde bu sayının 73 bin 142 kişiye ulaştığını belirtti.

Bakan Dinçer, Milli Eğitim Bakanlığının, norm kadro sayısının esas alınması halinde 126 bin 137 öğretmene ihtiyaç bulunduğunu ifade ederek, bu ihtiyacın 2014'e kadar 137 bin 806'ya çıkacağını vurguladı.

Bakan Dinçer, geçen yıl yaklaşık 65 bin olan ücretli öğretmen istihdamının, şu anda yaklaşık 60 bin olduğunu dile getirerek, şunları söyledi:

''60 bin ücretli öğretmenin, normal kadrolu öğretmen olarak istihdam edilmesi halinde, -onun karşılığı olan dersleri telafi edecek öğretmen olarak ne kadar ihtiyacımız olarak baktığımızda, bunu üçte iki diye oranlıyoruz-, bugün aşağı yukarı 40 bin öğretmen alsaydık, bu yıl öğretmen açığımız olmayacaktı. Şu anda bile dışarıda gerçek anlamda 264 bin öğretmenin beklediğini hesap ediyorsanız, kendinizi Milli Eğitim Bakanı'nın yerine koyun, o çocukların sorunlarına cevap üretmeye çalışın lütfen. Bazılarınız öğrencilere yönelik olarak, 'kendi kabiliyetinize göre yeni işler de bakın' tavsiyemi belki yadırgadılar, eleştirdiler. Bu rakamları ve tabloyu görseydiniz, o çocukların sorunlarını dert etseydiniz, ne cevap üretirdiniz, lütfen o cevabı siz verin. Bunun bireysel sorun olmadığını, o çocuklarımızın hiçbirinin suçlanmaya gerek kalmaksızın bu sorunu çözmeye yönelik çaba sarf etmeyi, ortak sorumluluğumuz olduğunu da düşünerek söylemeniz lazım. Bu çocuklarımızın suçu yok, sistemik bir sorundur. Bu sorun içinde bu konunun bakanı olarak kısa vadeli, hemen, popülist tavır yerine çok daha kalıcı, kapsamlı stratejiler üreterek sorunları çözmek gerektiği kanaati taşıyorum. Kamuoyuyla konuşurken de bu sorumluluklarımı hissederek konuşuyorum.''

Öğretmen Çalıştayı

Bakan Dinçer, düzenlenecek olan öğretmen çalıştayının bu sorunları çözmeye yönelik olduğunu dile getirerek, günübirlik çözümler yerine kalıcı, sistematik bir analiz ve buna dayalı çözümü de üretecek bir yaklaşım sunmak istenildiğini belirtti.

Bakan Dinçer, gelecek yıllara yönelik öğretmen ihtiyacı planlamasının yapılması, eğitim fakültelerinin öğretmen yetiştirmesini ele alınması, öğretmenlerin seçme ve yerleştirilmesi, istihdam şartları, kariyer meseleleri, mesleki gelişmelerine göz atılması gerektiğini söyledi.

Bu konuda söz sahibi olabilecek herkesi çalıştaya çağırdıklarını dile getiren Bakan Dinçer, konuyla ilgili ulusal bir strateji belirlemeleri gerektiğini sözlerine ekledi.

Dershanelere Olan İhtiyacı Ortadan Kaldıracak Eğitim Sisteminin Kurulmasına Ağırlık Verilecek

Bakan Dinçer, dershanelere olan ihtiyacı ortadan kaldıracak eğitim sisteminin kurulmasına ağırlık verileceğini bildirdi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bakan Dinçer, 18. Milli Eğitim Şurası'nda, 'Andımız'ın kaldırılmasının gündeme konulmadığını söyledi. Bakan Dinçer, bir üye tarafından Genel Kurula, 'Andımızın' kaldırılması yönünde önerge verildiğini, ancak bu önergenin de reddedildiğini belirtti.

Bakan Dinçer, başka bir soruyu yanıtlarken, şu anda 47 bin 234 İngilizce öğretmeninin görev yaptığını, 8 bin 465 öğretmene ihtiyaç duyulduğunu, ancak dışarıdan İngilizce öğretmeni getirmek gibi bir planın olmadığını bildirdi.

Dershanelerle ilgili konuya da değinen Bakan Dinçer, bir yerde talep varsa arzın da ortaya çıkacağını, bu nedenle konuyu tartışırken dershanelerin varlığı üzerinden tartışma yapılmasını doğru görmediğini ifade etti. Bakan Dinçer, ''Böyle bir talebi yaratmayacak yapının kurulması gerekiyor. Bundan sonraki süreçte dershanelere olan ihtiyacı ortadan kaldıracak eğitim sisteminin kurulmasına ağırlık verilecek'' dedi.

Bakan Dinçer, daha önce bu yönde alınmış tedbirlerin sonucu olarak, Türkiye'de 2009-2010 yıllarında 4 bin 193 olan dershane sayısının, 2010-2011 yıllarında 3 bin 972'ye düştüğünü belirtti.

Bakan Dinçer, Milli Eğitim Bakanlığının bütçesinin aslında Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden daha az olduğu, savunmaya örtülü ödenekten de kaynak aktarıldığına ilişkin eleştiri üzerine, Milli Savunma Bakanlığına, demirbaş sayılacak türden hiçbir alımın örtülü ödenekten karşılanmaması yönünde daha önce düzenleme yapıldığını anımsattı.

Milli Savunma Bakanlığı bütçesini oransal olarak etkileyecek örtülü ödenek aktarımı olmadığını belirten Bakan Dinçer, savunma-güvenlik bütçesinin tamamının 38.6 milyar lira olduğunu kaydetti. Bakan Dinçer, Milli Eğitim Bakanlığının, YÖK, üniversiteler, Yurt-Kur, ÖSYM de dahil toplam bütçesinin 56.5 milyar lira olduğunu, bunların içinde yerel yönetimlerin eğitim için ayırdığı kaynağın bulunmadığını söyledi.

Kayıtta Bağışa Karşıyım

Okullarda bağış toplanmasına ilişkin eleştirilere de yanıt veren Bakan Dinçer, ''Bakan olarak, sadece kayıt dönemlerinde öğrencilerden bağış alınmasını yasaklayan genelge yayınladım. Gönüllü katkı konusunda yasak yoktur. Okul yöneticilerinin kayıt zamanında, kayıt yapıp yapmama gücünü kullanarak öğrenci velilerinden bağış almalarına itiraz ettim. Kayıt yapıldıktan sonra öğrenci velilerinden gönüllü olarak bağış yapılabilir, buna itirazım yok. Kayıt olmayı hak etmiş öğrenciye, 'siz bağış yapacaksınız' demeyi ahlaken doğru bulmuyorum. Okula kayıt sırasındaki bağışlara karşıyım'' dedi.

Bakan Dinçer, Türkiyede 42 binden fazla okul bulunduğunu, bağış alan okul sayısının ise 3 bin civarında olduğunu bildirdi.

İstanbul'daki okulların depreme dayanıklılık konusuna değinen Bakan Dinçer, 1.090 okulun tamamının gözden geçirildiğini, 175 okulun yıkılıp yenisinin yapıldığını, 375 okulun güçlendirildiğini geri kalan okullar için çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Bakan Dinçer, hiperaktif, dikkat eksiği olan ve üstün zekalı çocukların tespiti için çalışmalar yapıldığını, toplum düzeyi geliştikçe, öğretmenlerin eğitimi arttıkça bu çocukların tespiti konusunda daha bilimsel temele dayanan çalışmalar yapılabileceğini kaydetti.

Derslik Başına Düşen Öğrenci Sayısı

Bakan Dinçer, Türkiye’de özellikle İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Mersin, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman, Van ve Ağrı'daki eğitim sorunlarının, ağır olduğunu söyledi. Bakan Dinçer, bu illerde derslik başına düşen öğrenci sayısının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu belirtti.

Bakan Dinçer, İstanbul'da ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısının 45, orta öğretimde 41 olduğunu, Türkiye ortalamasında ise bu rakamların ilköğretim için 31, orta öğretim için 34 olduğunu bildirdi.

İstanbul, İzmir, Ankara gibi illerde okul yapmak için arsa bulma konusunda da sıkıntı yaşandığını belirten Bakan Dinçer, arsa bedellerinin çok yüksek olduğunu söyledi. Bakan Dinçer, her şeye rağmen sorunları aşarak derslik başına düşen öğrenci sayısını 30'a indirilmesinin planlandığını dile getirdi.

Yurt ve pansiyon ihtiyacına değinen Bakan Dinçer, özellikle Doğu, Güneydoğu ve Orta Anadolu'da bu ihtiyacın karşılanmasına daha fazla önem verildiğini belirtti.

Bu konuda kampanya düzenlenmesi yönündeki önerilerin de dikkate alındığını ifade eden Bakan Dinçer, ''Aynı bölgelerde dersliğe olan ihtiyacımız da çok yüksek. Denge kurmalıyız. Ancak dersliğe daha fazla önem vermemiz gerektiğini düşünüyorum'' dedi.

Sivas'taki Konuşma

Bakan Dinçer, daha önce Sivas'ta yaptığı bir konuşma ve intihal iddiasına ilişkin yöneltilen soruya şu yanıtı verdi:

''Sivas konuşmamda ben Cumhuriyete karşı başka sistem önerisinde bulunmadım. Yine bir cumhuriyet önerisinde bulundum. Halk için, halka rağmen ve halk adına yönetmek yerine, demokrasisi gelişmiş cumhuriyeti önerdim. Oradaki temel şey, cumhuriyetin sürdürülebilir yönetim sistemi olarak bu ülkede yerleşmesi ile alakalıydı. Ama bu ülkede maalesef belirli konuları cumhuriyetçilik, devletçilik, laiklik gibi konuları tabu olarak gören, hele hele İslam ile ilgili konuyu gündeme getirdiğinizde tüyleri diken diken olan bazı insanlar, maalesef oradakilerin muhteva olarak neyi demek istediğine bakmaksızın, yapılan değerlendirmeleri cumhuriyetin kendisine yapılmış bir eleştiri gibi algılar. Ben doğrusu bunları ayrıntılı tartışmaya gerek de görmüyorum. Ben bilim adamı olarak o zaman düşüncelerimi ifade ettim. Daha sonra bunlar gündeme geldiğinde de kanaatimi yeniden belirttim. İntihal meselesi bütünüyle uydurmadır. O bir projedir. Daha önce söylemiştim. Bir YÖK karar verdi cezalandırdı, bir YÖK karar verdi cezamı kaldırdı. Ben de umursamadım. Ben biliyorum, Allah biliyor. O kadar net. Eğer siz buna bakacak olursanız, birisini yok et, yok etme konusunda eğer gücün yetmiyorsa önce yok edecek zemini hazırla ve yok etmeyi meşrulaştır ve sonra yok et uygulamasıdır, o uygulama.''

Bakan Dinçer, terör örgütü PKK yanlısı öğretmenlerin okullara girdiği yönündeki soru üzerine, büyük bir camia olan Milli Eğitimin, geniş bir alanda farklı kesimlerle muhatap olduğunu söyledi. Bu nedenle arzu etmedikleri durumların ortaya çıkabildiğini belirten Bakan Dinçer, ''Burada önemli olan, böyle bir olayın varlığı değil. Tekil hadiselerin genelleştirilmemesi, tüm camiaya yansıtılmamasıdır. Ama biz tabii ki tekil de olsa bu tip hadiselere asla izin vermeyiz, bundan sonra da vermeyeceğiz'' dedi.

25541